2026 Erkekler Dünya Kupası, yalnızca sahadaki skorlarla değil, ülkelerin dünyaya verdiği imajla da gündem oldu. Forbes’ta yer alan değerlendirmeye göre Dr. Paul Widdop ve Simon Chadwick, turnuvanın ardından ülkelerin “yumuşak güç” etkisini mercek altına aldı ve Dünya Kupası’nın bu alandaki kazananlarını sıraladı.
Yumuşak güç, ülkelerin müzik, moda, spor, kültür ve toplumsal algı gibi unsurlar üzerinden uluslararası kamuoyunda olumlu etki oluşturması olarak tanımlanıyor. Futbolun küresel görünürlüğü de bu nedenle milli takımlar için yalnızca sportif başarı değil, ülke imajı açısından da önemli bir fırsat yaratıyor.
Listenin zirvesinde Norveç var
Değerlendirmeye göre 2026 Dünya Kupası’nın yumuşak güç şampiyonu Norveç oldu. Bu sonuçta Erling Braut Haaland’ın sahadaki etkisi kadar, Norveç takımının turnuva boyunca sergilediği kolektif görüntü de belirleyici oldu.
Haaland’ın golcü kimliği, fiziksel görünümü ve takım arkadaşlarıyla birlikte yaptığı kutlamalar, Norveç’in küresel izleyici nezdinde daha güçlü bir imaj kazanmasına katkı sağladı. Özellikle kürek çekme kutlaması ve takım birlikteliğini öne çıkaran görüntüler sosyal medyada dikkat çekti.
Haaland’ın bir maç sonu röportajında “biz iyi insanlarız” sözleriyle ülkesine dair sade ama etkili bir mesaj vermesi de Norveç’in bu listede öne çıkmasını sağlayan unsurlar arasında gösterildi.
Fransa stil ve saha performansıyla ikinci sırada
Sıralamada ikinci basamakta Fransa yer aldı. Fransız milli takımının sahadaki güçlü performansı, ülkenin moda ve stil alanındaki küresel algısıyla birleşti. Turnuva öncesinde Jacquemus ile yapılan iş birliği de bu imajın önemli parçalarından biri olarak değerlendirildi.
Kylian Mbappé ve Michael Olise gibi yıldızların performansları, Fransa’nın yalnızca futbol kalitesiyle değil, estetik ve kültürel çağrışımlarıyla da öne çıkmasına katkı sundu. Raporda Fransa’nın Dünya Kupası görüntüsü, ülkenin uzun süredir sahip olduğu lüks, stil ve kültür imajıyla ilişkilendirildi.
İngiltere kültürel mirasını kullandı
Üçüncü sıradaki İngiltere, turnuva boyunca kültürel sermayesini etkili biçimde kullanan takımlardan biri olarak gösterildi. Kadro duyurusunda The Beatles ve “Yellow Submarine” motifinin kullanılması, nostaljiyle futbolu bir araya getiren dikkat çekici bir tercih oldu.
İngiliz oyuncuların taraftarlarla birlikte Oasis’in “Wonderwall” şarkısını söylemesi ve Jude Bellingham nedeniyle statlarda sık sık “Hey Jude”un duyulması, İngiltere’nin müzik mirasını futbol anlatısının parçası haline getirdi.
Widdop’a göre taraftarlar, milli takımların yumuşak gücünü taşıyan en önemli unsurlardan biri. İngiltere’nin turnuva boyunca taraftar kültürü, müzik ve sokak modasıyla öne çıkması da bu nedenle listenin üst sıralarında yer almasını sağladı.
Meksika ve Yeşil Burun Adaları dikkat çekti
Dördüncü sırada Meksika yer aldı. Turnuva öncesindeki güvenlik ve toplumsal gerilimlere rağmen Meksika’nın ev sahipliği, yabancı taraftarlara gösterilen misafirperverlik ve Azteca Stadyumu’nun sembolik gücüyle birlikte olumlu bir algı yarattı.
Listenin beşinci sırasında ise Yeşil Burun Adaları bulunuyor. Nüfusu 500 binin biraz üzerinde olan ülke, ilk Dünya Kupası katılımıyla büyük ilgi çekti. Kaleci Vozinha’nın annesinin ülkeye giriş sürecinde yaşadığı sorunlar ve ardından vize işlemlerinin hızlandırılması, takımı uluslararası kamuoyunda daha görünür hale getirdi.
Yeşil Burun Adaları’nın grup aşamasını geçmesi, küçük bir ülkenin büyük turnuvada yarattığı “zorluklara rağmen başarı” anlatısını güçlendirdi. Bu hikaye, ülkenin uzun vadeli futbol ve ülke imajı açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi.