Jackson Irvine aktivist kimliğiyle futbol gündeminde
FC St. Pauli kaptanı ve Avustralya Milli Takımı futbolcusu Jackson Irvine, futbolculuğunun yanı sıra insan hakları, Filistin’e destek, LGBT+ hakları ve göçmen işçilerin koşulları konusundaki açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Melbourne doğumlu Irvine, Almanya’da farklı kulüp kültürüyle bilinen St. Pauli’de kaptanlık yaparken, Avustralya Milli Takımı’nın da önemli isimleri arasında yer alıyor.
Kaynakta yer alan bilgilere göre Irvine, 2026 Dünya Kupası’nda Türkiye’ye karşı oynanan açılış maçında da forma giydi. Ancak onu gündeme taşıyan yalnızca sahadaki performansı değil; futbolun görünürlüğünü sosyal ve politik konularda söz söylemek için kullanması.
Filistin’e destek açıklamaları gündem oldu
Avustralya Milli Takımı oyuncularının, Filistin’e karşı oynanan Dünya Kupası eleme maçının maç ücretlerinin bir bölümünü Gazze’deki insani yardım çalışmalarına bağışladığı belirtildi. Bu kararın, Jackson Irvine liderliğindeki oyuncu grubunun inisiyatifiyle alındığı aktarıldı.
Irvine daha önce Portekiz’de bir konserde, İsrail’in haritada gösterilmediği bir “Palestine Football Club” formasıyla görüntülenmişti. Bu görüntüler Almanya’da antisemitizm suçlamalarına yol açarken, St. Pauli yönetimi içinde de eleştiriler gündeme geldi. Irvine ise hareketinin arkasında durduğunu belirterek, amacının Filistinlilerle dayanışma göstermek olduğunu söyledi.
Futbolcu, formasını savunurken şu ifadeleri kullandı: “Niyetim, tarif edilemez acılar yaşayan Filistinlilerle, özellikle Gazze halkıyla dayanışma içinde olduğumu göstermekti. Bu krize dikkat çekmek için küçük, kamusal bir jest yapıyordum.”
Katar 2022 öncesi insan hakları çıkışı
33 yaşındaki futbolcu, insan hakları konusundaki duruşuyla daha önce de gündeme gelmişti. 2022 Dünya Kupası öncesinde Avustralya Milli Takımı’nın Katar’daki insan hakları siciline yönelik protesto açıklamasında önemli rol üstlendiği ifade edildi.
Irvine ve 15 Avustralyalı futbolcu, yayımladıkları video mesajda Katar’daki göçmen işçilerin çalışma koşullarına ilişkin endişelerini dile getirmiş; ayrıca ülkede eşcinsel ilişkilerin suç olmaktan çıkarılması çağrısında bulunmuştu. Irvine’in, Amnesty International ve FIFPRO temsilcileriyle de göçmen işçi hakları üzerine görüştüğü aktarıldı.
Bu süreçte yaptığı değerlendirmede Irvine, Katar’daki işçiler için konuşmanın kariyerine olası etkisinin, oyuncuların sürdürülebilir değişim yaratma potansiyeliyle kıyaslandığında küçük kaldığını söyledi.
St. Pauli kültürüyle örtüşen bir profil
Jackson Irvine’in kulübü St. Pauli, Almanya’da antifaşist duruşu, taraftar kültürü ve sosyal konulardaki tavrıyla biliniyor. Irvine de ülkesinde verdiği bir röportajda kulübün tribünlerinde yer alan “Hiç kimse yasa dışı değildir” mesajına dikkat çekti.
Irvine, St. Pauli’nin gökkuşağı kolluklarına ilişkin yaklaşımını da yalnızca sembolik bir jest olarak görmediğini belirterek, kulübün bu duruşu uzun süredir sahaya taşıdığını vurguladı.
FIFA’ya barış ödülü eleştirisi
Irvine’in eleştirdiği konulardan biri de FIFA’nın Donald Trump’a barış ödülü verme kararı oldu. Futbolcu, bu kararın FIFA’nın insan hakları tüzüğü ve futbolu dünyada olumlu değişim için kullanma iddiasıyla çeliştiğini savundu.
Avustralya’da futbolcu sendikasının yönetim kurulu üyesi de olan Jackson Irvine, farklı konulardaki çıkışlarını tek bir mesajda topluyor: “Dayanışma en güçlü yoldur.”