Tuncel Kurtiz’in Balıkesir Edremit’teki Çamlıbel Köyü Mezarlığı’nda bulunan mezarı, sosyal medyada paylaşılan son görüntülerle yeniden gündem oldu. Usta sanatçının vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen mezarının gösterişli bir anıt mezara dönüştürülmemesi, “Tuncel Kurtiz’in mezarı neden yaptırılmadı?” sorusunu bir kez daha öne çıkardı.
27 Eylül 2013’te İstanbul’daki evinde geçirdiği düşme sonucu oluşan kafa travmasına bağlı beyin kanaması nedeniyle 77 yaşında hayatını kaybeden Kurtiz, tiyatrodan sinemaya, televizyon dizilerinden seslendirme çalışmalarına uzanan geniş kariyeriyle Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri olarak anılıyor.
Tuncel Kurtiz neden Çamlıbel Köyü’ne defnedildi?
Tuncel Kurtiz, yaşamının önemli bir bölümünde doğayla iç içe olmayı tercih etti. Sanatçının özellikle Kaz Dağları’na duyduğu bağlılık biliniyordu. Vefatının ardından naaşı, vasiyeti doğrultusunda Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Çamlıbel Köyü’ne götürüldü.
Kurtiz için önce İstanbul’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Ardından sevenleri, ailesi ve sanat dünyasından çok sayıda ismin katılımıyla Çamlıbel Köyü’nde son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye Kenan İmirzalıoğlu, Halit Ergenç, Kıvanç Tatlıtuğ, Cansu Dere, Okan Yalabık ve Yiğit Özşener gibi birçok oyuncu da katıldı.
O dönem basına yansıyan bilgilere göre defin sırasında yaşanan karışıklık nedeniyle tabut mezara indirildikten sonra cenaze namazının henüz kılınmadığı fark edildi. Bunun üzerine naaş kısa süreliğine mezardan çıkarıldı, cenaze namazı kılındı ve Kurtiz yeniden toprağa verildi. Bu ayrıntı, sanatçının cenaze törenine ilişkin en çok konuşulan olaylardan biri olmuştu.
Mezarının sade kalması vasiyetine bağlanıyor
Sosyal medyada yeniden paylaşılan görüntülerde Tuncel Kurtiz’in mezarının yıllar sonra da oldukça sade kaldığı görülüyor. Mezarın beton bir anıt ya da mermer yapıyla kaplanmaması bazı kullanıcılar tarafından “bakımsız bırakıldı” yorumlarına neden oldu.
Ancak sanatçının mezarının bu şekilde korunmasının ihmalden değil, vasiyetinden kaynaklandığı belirtiliyor. Yakın çevresinin daha önce aktardığı bilgilere göre Kurtiz, ölümünden sonra da gösterişten uzak, doğayla iç içe bir mezarda yatmak istedi. Baş ucunda yalnızca bir taş bulunan, çiçeklerle çevrili ve denizi gören mütevazı bir mezar arzusunu dile getirdiği ifade edildi.
Bu nedenle ailesi ve yakınları, usta sanatçının isteğine uygun olarak mezarın doğal yapısını korudu. Bugün Çamlıbel Köyü Mezarlığı’ndaki kabir, gösterişli bir anıt yerine toprakla ve çevresindeki doğal dokuyla bütünleşmiş sade görünümünü sürdürüyor.
Sevenlerinin bıraktığı taşlar da tartışma yarattı
Tuncel Kurtiz’in mezarı yıllar içinde yalnızca bir ziyaret noktası olmaktan çıktı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen hayranları, mezarın çevresine küçük taşlar bırakmaya başladı. Bu taşların üzerine sanatçıya duyulan sevgiyi anlatan notlar, isimler, kısa cümleler ve kimi zaman şiir dizeleri yazıldı.
Bazı ziyaretçiler “Dayı” ve “Unutulmadın” gibi ifadelerle Kurtiz’i anarken, sosyal medyada bu durumla ilgili farklı görüşler de ortaya çıktı. Bir kesim bu notları sanatçıya duyulan vefanın samimi bir göstergesi olarak yorumladı. Bazı kullanıcılar ise mezarın çevresinde biriken yazılı taşların sade görünümü bozduğunu ve saygı sınırının tartışmaya açıldığını savundu.
Köy halkı ve sanatçının yakın çevresinden aktarılan bilgilere göre mezarın gösterişli hale getirilmemesi bilinçli bir tercih. Bu yaklaşım, Tuncel Kurtiz’in yaşamı boyunca benimsediği sade, doğaya yakın ve gösterişten uzak duruşun devamı olarak değerlendiriliyor.
Tuncel Kurtiz hâlâ güçlü bir hafızayla anılıyor
1960’lı yıllardan itibaren tiyatro, sinema ve uluslararası yapımlarda yer alan Tuncel Kurtiz; “Umut”, “Sürü” ve “Duvar” gibi Türk sinemasının önemli filmlerindeki performanslarıyla iz bıraktı. Genç kuşaklar ise onu özellikle “Ezel” dizisindeki Ramiz Karaeski karakteriyle tanıdı.
“Dayı” lakabıyla hafızalara kazınan karakter, Kurtiz’in güçlü sesi, şiirsel anlatımı ve ağır üslubuyla Türk televizyon tarihinin en çok hatırlanan figürlerinden biri haline geldi. Sanatçının mezarının bugün hâlâ gündem olması da onun yalnızca oyunculuğuyla değil, yaşam felsefesi ve bıraktığı izlerle de hatırlandığını gösteriyor.