Tunus futbolunda tribün baskısı ve Omar Laabidi davası

Tunus futb...

Tunus futbolunda devlet müdahalesi, tribünler üzerindeki baskı ve 19 yaşındaki taraftar Omar Laabidi’nin ölümü, ülkede futbol ile siyaset arasındaki gerilimin en sembolik başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Club Africain taraftarı Laabidi’nin 2018’de polis müdahalesi sırasında hayatını kaybetmesi, Tunus’ta ultra grupları, güvenlik güçleri ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Futbol, Tunus’ta yalnızca bir spor dalı değil; sömürge döneminden bu yana ulusal kimlik, toplumsal muhalefet ve gençlik hareketleriyle iç içe geçen bir alan olarak görülüyor. Özellikle 1990’lardan sonra güçlenen ultra grupları, tribün koreografileri, pankartlar, marşlar ve sloganlarla ülkedeki sosyal sorunları görünür kılan yapılar haline geldi.

Omar Laabidi’nin ölümü nasıl sembol oldu?

31 Mart 2018’de Club Africain taraftarı Omar Laabidi, Radès Stadyumu çevresinde yaşanan polis müdahalesinin ardından hayatını kaybetti. Tanık anlatımlarına göre Laabidi, Oued Miliane Nehri’ne doğru sürüklendi ve yüzme bilmediğini söylemesine rağmen yardım alamadı. Olaydan sonra kullanılan “Taalem Oum” yani “yüzmeyi öğren” ifadesi, ülkede polis şiddetine karşı öfkenin sembolüne dönüştü.

Laabidi’nin ölümü yalnızca bir taraftar vakası olarak değil, gençlik hareketleri ve güvenlik güçlerinin uygulamaları üzerinden daha geniş bir toplumsal tartışma olarak ele alındı. Sosyal medyada yayılan #TaalemOum etiketi, protestoların ve tribün tepkilerinin ortak sloganı haline geldi.

Yargı süreci tartışmaları bitirmedi

Olayın ardından kamuoyu baskısıyla dava açıldı. Göstericiler 14 polis memurunu cinayetle suçlarken, polisler hakkında daha hafif suçlamalar yöneltildi. Sanıklar “taksirle öldürme” ve “tehlike altındaki bir kişiye yardım etmemek” suçlamalarıyla yargılandı.

14 polis memuru olaydan yıllar sonra mahkeme karşısına çıktı. Mahkeme 12 memuru taksirle öldürme suçundan iki yıl hapis cezasına çarptırırken, 2 memur beraat etti. Laabidi ailesinin avukatı kararı “adalet komedisi” olarak nitelendirip temyize taşıdı. Daha sonra istinaf aşamasında cezaların düşürülmesi, aile ve taraftar gruplarının tepkisini daha da artırdı.

Dava sürecinde tanık ifadeleri, polis sendikalarının etkisi ve yargı üzerindeki baskı iddiaları da tartışma konusu oldu. Tunus İnsan Hakları Ligi Başkan Yardımcısı ve avukat Bassem Trifi, bazı yargıçların polis baskısından çekindiğini söyleyerek yargının bağımsızlığına ilişkin kaygıları dile getirdi.

Tribünler üzerindeki baskı artıyor

Tunus’ta ultra grupları uzun süredir yalnızca futbol taraftarı olarak değil, aynı zamanda toplumsal meseleleri tribünlere taşıyan yapılar olarak biliniyor. İşsizlik, yoksulluk, polis baskısı, yolsuzluk ve siyasi baskılar, taraftar şarkılarında ve pankartlarında sıkça yer buluyor.

Bu nedenle tribünler, devletin yakından izlediği alanlardan biri haline geldi. Pankart ve tifoların güvenlik birimlerinin onayına tabi tutulduğu, siyasi çağrışım taşıyan mesajlara yönelik sansür uygulandığı belirtiliyor. Taraftar grupları ise bunun ifade özgürlüğünü daralttığını savunuyor.

Fan ID projesi de bu gerilimin merkezindeki başlıklardan biri. Türkiye’deki Passolig benzeri bir sistem olarak görülen uygulamaya karşı çıkan ultras grupları, bunun stadyuma giren taraftarların fişlenmesine yol açacağını öne sürüyor. “NO FAN ID” kampanyası, Tunus tribünlerinde devlet kontrolüne karşı yürütülen en görünür itirazlardan biri haline geldi.

FIFA krizi ve devlet müdahalesi tartışması

Tunus futbolunda devlet-federasyon gerilimi de son yıllarda uluslararası boyuta taşındı. 2022 Dünya Kupası öncesinde Gençlik ve Spor Bakanı Kamel Deguiche ile federasyon başkanı Wadie Jary arasındaki gerilim, FIFA’nın devreye girmesine neden oldu. FIFA, devlet müdahalesi devam ederse Tunus’un turnuvadan men edilebileceği uyarısında bulundu.

Tunus Katar’daki Dünya Kupası’na katıldı ancak federasyon üzerindeki tartışmalar sona ermedi. Daha sonra federasyon yönetimi, soruşturmalar ve FIFA’nın normalleşme adımlarıyla yeniden gündeme geldi. Bu süreç, Tunus futbolunda saha içi rekabetin ötesinde, devlet kontrolü ve kurumsal bağımsızlık tartışmalarının da belirleyici olduğunu gösterdi.

Omar Laabidi’nin ölümüyle başlayan öfke ise Tunus tribünlerinde hâlâ canlı. Taraftarlar için mesele artık yalnızca bir maç ya da bir kulüp değil; futbolun ülkedeki son kamusal ifade alanlarından biri olarak korunup korunamayacağı tartışması.

Son Güncelleme:25 Haziran 2026 14:00