Gazeteci-yazar Uğur Mumcu suikastı dosyasının 33 yıl sonra Adalet Bakanlığı tarafından yeniden incelemeye alınacağı belirtilirken, Mumcu’nun ağabeyi avukat Ceyhan Mumcu dikkat çeken iddialarını kamuoyuyla paylaştı. Ceyhan Mumcu, kardeşinin öldürülmeden önce bazı araştırmaları nedeniyle hedef haline geldiğini öne sürdü.
Türkiye’nin yakın tarihinde derin izler bırakan suikast, 24 Ocak 1993’te Ankara’da meydana gelmişti. Uğur Mumcu, evinin önünde aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetmişti. Aradan geçen yıllara rağmen cinayetin arka planına ilişkin tartışmalar ve soru işaretleri kamuoyunda varlığını korudu.
Dosyanın yeniden inceleneceği iddiası
Kaynak metinde yer alan bilgilere göre, Uğur Mumcu suikastına ilişkin dosyanın yeniden ele alınması, Mumcu ailesi tarafından umut verici bir gelişme olarak değerlendirildi. Ceyhan Mumcu, soruşturmanın yeni bir bakışla yürütülmesi halinde bugüne kadar yeterince aydınlatılmadığını düşündüğü bazı noktaların incelenebileceğini söyledi.
Ceyhan Mumcu, kardeşinin özellikle PKK ile uluslararası bağlantılara ilişkin çalışmaları nedeniyle tehdit altında olduğunu savundu. Mumcu’ya göre, cinayet öncesinde yaşandığı ileri sürülen bazı temaslar ve uyarılar, soruşturmanın seyrini etkileyebilecek nitelikte.
Ceyhan Mumcu’dan İsrail iddiası
Ceyhan Mumcu, açıklamalarında suikastın arkasında İsrail’in bulunduğunu iddia etti. Mumcu, kardeşi Uğur Mumcu’nun, dönemin İsrail Büyükelçisi ile gergin bir görüşme yaşadığını öne sürdü. Bu görüşmede büyükelçinin Mumcu’ya “çok ileri gittiği” yönünde ifadeler kullandığını ve bu durumun bir tehdit olarak algılandığını iddia etti.
Ağabey Mumcu, Uğur Mumcu’nun suikasttan kısa süre önce yaşadığı bu sürecin ardından büyük bir tedirginlik içinde olduğunu da aktardı. Ancak söz konusu iddialar, yeni inceleme sürecinde resmi makamlar tarafından değerlendirilecek unsurlar arasında yer alması beklenen beyanlar niteliğinde.
İfade vermesi istenen isimler gündemde
Ceyhan Mumcu, dosyanın yeniden açılması halinde bazı isimlerin bilgisine başvurulması gerektiğini belirtti. Ailenin, emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’un dinlenmesini talep ettiği ifade edildi. Ayrıca dönemin askeri ve emniyet istihbarat yetkilileri ile Meclis komisyonu üyelerinin de sürece dahil edilmesi gerektiği dile getirildi.
Kaynak metinde, cinayet sonrasında adli rapor düzenleyen isimler arasında anılan eski Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın da ifadeye çağrılması gerektiği yönünde aile tarafından talep bulunduğu aktarıldı.
Yıllar sonra gelen beklenti
Ceyhan Mumcu, değişen siyasi ve diplomatik koşullar nedeniyle dosyanın bugün daha şeffaf şekilde ele alınabileceğini savundu. Kardeşinin ölümünden sonra bazı İsrailli yetkililerin kendisine de ulaştığını ve konuyla ilgilenmemesi yönünde uyarılarda bulunduğunu öne sürdü.
Uğur Mumcu suikastı, Türkiye’de basın özgürlüğü, derin devlet tartışmaları, terör bağlantıları ve siyasi cinayetler başlıklarında hâlâ en çok konuşulan dosyalardan biri olmayı sürdürüyor. Dosyanın yeniden incelenmesi, hem aile hem de kamuoyu açısından yıllardır yanıt bekleyen soruların yeniden gündeme gelmesine neden oldu.