Endonezya’da Kendari’den Jakarta’ya giden Batik Air’e ait Airbus A320 tipi yolcu uçağında, seyir sırasında iki pilotun da aynı anda uyuyakaldığı belirlendi. İçinde 153 yolcu ve 6 mürettebat bulunan uçakta yaklaşık 28 dakika boyunca hava trafik kontrol çağrılarına yanıt verilmediği, uçağın bu sırada planlanan rotasından saptığı ortaya çıktı.
Uçuş, ekibin kontrolü yeniden ele almasının ardından kazasız şekilde tamamlandı. Ancak olay, havacılıkta yorgunluk yönetimi ve kokpit denetimiyle ilgili güvenlik protokollerini yeniden gündeme taşıdı.
28 dakika boyunca iletişim kesildi
İnceleme raporlarına göre uçak seyir irtifasına ulaştığında kaptan pilot kısa süre dinlenmek istedi ve kumandayı yardımcı pilota bıraktı. Ancak yardımcı pilotun da bir süre sonra uykuya daldığı, bu nedenle uçağın takibinin yapılamadığı belirtildi.
Otopilot sistemi uçağın mevcut yönünü korusa da tanımlı rota değişikliklerini gerçekleştiremedi. Bu nedenle uçak planlanan uçuş koridorundan uzaklaştı. Hava trafik kontrol merkezinden yapılan peş peşe çağrılar ise yanıtsız kaldı.
Yaklaşık 28 dakikalık sessizliğin ardından gelen sesli uyarı üzerine yardımcı pilotun uyandığı, kaptan pilotu bilgilendirerek uçağı yeniden doğru rotaya soktuğu kaydedildi.
Uçuş öncesi kontroller yeterli görüldü
Raporda, uçuş öncesinde yapılan sağlık kontrollerinin mevzuattaki standartları karşıladığı belirtildi. Kalp ritmi, kan basıncı ve genel fiziki durum gibi testlerde pilotların göreve uygun göründüğü aktarıldı.
Ancak bu kontrollerin uyku eksikliğini ortaya koymakta yetersiz kaldığı vurgulandı. Yardımcı pilotun evindeki yeni doğan ikiz bebekler ve taşınma süreci nedeniyle ciddi düzeyde uykusuzluk yaşadığı, buna rağmen bu durumu resmi makamlara bildirmediği ifade edildi.
Resmi kayıtlarda yardımcı pilotun mevzuata uygun şekilde 53 saat dinlendiği görülse de raporda bu sürenin gerçek toparlanma için yeterli olmadığı değerlendirmesi yer aldı.
Raporda sistemsel boşluk vurgusu
Endonezya Ulusal Ulaşım Güvenliği Komitesi tarafından hazırlanan raporda, olayın yalnızca bireysel hata olarak ele alınmaması gerektiği belirtildi. Kokpit içi durum değerlendirmesinin her 30 dakikada bir yapılması gerektiği ifade edilse de bu denetimin hangi personel tarafından nasıl yürütüleceğinin net biçimde tanımlanmadığına dikkat çekildi.
Raporda, yorgun bir personelin kendi uyanıklık durumunu denetlemesini bekleyen mevcut yapının risk oluşturduğu vurgulandı. Yorgunluk yönetiminin yalnızca kişisel beyanlara bırakılmaması, bağlayıcı ve denetlenebilir kurallarla yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi.
Kazaya yol açmadan tamamlanan sefer, havacılıkta dinlenme süreleri, pilot beyanları ve kokpit içi kontrol mekanizmalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi.