Haiti Dünya Kupası'na kriz ve çete şiddetinin gölgesinde gidiyor
Haiti Erkek Milli Futbol Takımı, 50 yılı aşkın bir aranın ardından Dünya Kupası’na katılma hakkı elde ederken, ülkedeki ağır güvenlik krizi ve çete şiddeti bu tarihi başarıya gölge düşürdü. Milli takım, iç saha maçlarını ülkede oynayamazken teknik direktör Sebastien Migne’nin de göreve geldiğinden bu yana Haiti’ye hiç gitmediği aktarıldı.
Haiti’de futbol başarısı, yalnızca sportif bir sonuç olarak değil, çete şiddeti, yoksulluk, göç ve güvenlik krizinin ortasında yaşayan halk için bir görünürlük çağrısı olarak değerlendiriliyor. Ülkede Dünya Kupası bileti sonrası öne çıkan mesajlardan biri de “Ouvè Peyi A” yani “Ülkeyi açın” çağrısı oldu.
Haiti iç saha maçlarını ülkesinde oynayamadı
Haiti, Dünya Kupası yolunda önemli bir başarıya imza atsa da ülkedeki güvenlik koşulları nedeniyle iç saha maçlarını kendi topraklarında oynayamadı. Başkent Port-au-Prince ve çevresinde çetelerle bağlantılı şiddetin tırmanması, hem günlük yaşamı hem de spor organizasyonlarını doğrudan etkiliyor.
Takımın teknik direktörü Sebastien Migne’nin yaklaşık 1,5 yıldır görevinin başında olmasına rağmen Haiti’ye hiç adım atmadığı belirtiliyor. Bu durum, milli takımın başarısının hangi şartlar altında geldiğini gösteren çarpıcı örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
11 yaşındaki Josué Saint-Vilus’un hikâyesi gündem oldu
Haiti’deki krizin simgeleşen hikâyelerinden biri, 11 yaşındaki Josué Saint-Vilus’un ölümü oldu. Profesyonel kaleci olmayı hayal eden ve Belçikalı kaleci Thibaut Courtois’yı örnek aldığı aktarılan Saint-Vilus, Mayıs ayında Cul-de-Sac Plain bölgesinde yaşanan silahlı çatışmanın ortasında kaldı.
Port-au-Prince’in kuzeyindeki Sarthe mahallesinde, çeteler ile polis arasındaki çatışmalar sırasında babasının onu güvenli bir yere götürmeye çalıştığı, ancak kurşunların çocuğa isabet ettiği belirtildi. Saint-Vilus, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Saint-Vilus’un, risk altındaki gençlere futbol imkânı sağlayan FONDAPS programının çocuklarından biri olduğu ifade edildi. Aynı programdan yetişen bazı futbolcuların bugün Haiti Milli Takımı’na kadar yükselmesi, futbolun ülkede birçok çocuk için nasıl bir sığınak haline geldiğini ortaya koyuyor.
Deedson ve Pierre’in yükselişi dikkat çekti
Haiti’nin Dünya Kupası yolculuğunda öne çıkan isimler arasında Louicius Deedson ve Leverton Pierre de bulunuyor. İki futbolcunun, Port-au-Prince’in Tabarre banliyösünde ve çete şiddetinin etkilediği bölgelerde büyüdüğü aktarıldı.
Deedson’un, Nikaragua karşısında Haiti’ye tarihi başarıyı getiren gollerden birini kaydetmesi ülkede büyük yankı uyandırdı. Bugün biri ABD’de, diğeri Portekiz’de profesyonel kariyerini sürdüren iki futbolcunun geçmişi, Haiti’de futbolun yalnızca bir spor değil, aynı zamanda hayatta kalma ve çıkış yolu olarak görüldüğünü gösteriyor.
Dünya Kupası sahnesi Haiti için görünürlük anlamı taşıyor
Haiti’de başkent Port-au-Prince’in büyük bölümünün çetelerin kontrolünde olduğu, ölümcül şiddet ve cinsel saldırıların yaygınlaştığı belirtiliyor. Küresel Açlık Endeksi verilerine göre nüfusun önemli bir bölümü yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya.
Bu nedenle Haiti’nin Dünya Kupası’na katılımı, yalnızca sportif bir başarı olarak görülmüyor. Takımın sahaya çıkacağı her maç, ülkenin içinde bulunduğu krizin ve Haiti diasporasının taleplerinin dünya kamuoyuna taşınacağı bir platforma dönüşebilir.
Haiti’nin İskoçya ile oynayacağı maçın da bu açıdan sembolik bir anlam taşıması bekleniyor. Diasporanın yoğun ilgi göstermesi beklenen karşılaşma, futbolun Haiti halkı için umut, dayanıklılık ve görünürlük aracı haline geldiğini bir kez daha ortaya koyacak.