Danıştay’dan Günlük Kiralama Gelirleri İçin Vergi Kararı
Danıştay, evini kısa süreli veya turizm amacıyla kiraya veren mülk sahiplerini ilgilendiren vergi uygulamasında önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan konut kiralamalarından elde edilen gelirin, belirli koşullarda ticari kazanç değil gayrimenkul sermaye iradı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Kararla birlikte, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bazı kısa süreli kiralamaları doğrudan ticari faaliyet sayan yaklaşımına karşı açılan davalarda yürütmeyi durdurma kararı verildiği belirtildi. Bu durum, evini günlük, haftalık veya aylık olarak kiraya veren binlerce mülk sahibi açısından vergi yükümlülüklerinin nasıl belirleneceği konusunda emsal niteliğinde değerlendiriliyor.
Danıştay neye karar verdi?
Danıştay 3. ve 7. Daireleri, kısa süreli konut kiralamalarının her durumda otel ya da pansiyon işletmeciliği gibi değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti. Mahkeme, bir faaliyetin ticari kazanç sayılabilmesi için yalnızca kiralama yapılmasının yeterli olmadığı; bunun yanında profesyonel ve süreklilik taşıyan bir hizmet organizasyonunun bulunması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Kararda, kiralanan konutta misafirlere kahvaltı, günlük temizlik, ütü, resepsiyon benzeri hizmetler veya otelcilik kapsamında değerlendirilebilecek düzenli hizmetler sunulmuyorsa, faaliyetin ticari işletme niteliği taşımayacağı vurgulandı.
Maliye’nin uygulaması neden tartışma yarattı?
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın il defterdarlıklarına gönderdiği genel yazıda, Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi alan kişilerin ticari kazanç mükellefi sayılması yönünde işlem yapılması istendiği aktarıldı. Bu uygulama nedeniyle bazı mülk sahiplerine geriye dönük gelir vergisi, geçici vergi, KDV ve vergi ziyaı cezası çıkarıldığı ifade edildi.
Evini yalnızca ek gelir amacıyla kiraya veren, ancak otel veya pansiyon gibi hizmet sunmayan vatandaşların ticari işletme gibi değerlendirilmesi, çok sayıda itiraza ve davaya konu oldu. Danıştay’ın kararı, bu noktada kira gelirinin niteliğine ilişkin önemli bir ayrım ortaya koydu.
KDV ve konaklama vergisi açısından ne anlama geliyor?
Kararın en dikkat çeken yönlerinden biri, kısa süreli kiralanan sivil konutların doğrudan konaklama tesisi sayılamayacağına ilişkin değerlendirme oldu. Buna göre, otelcilik hizmeti verilmeyen konut kiralamalarında KDV ve konaklama vergisi talep edilmesine yönelik işlemlerin hukuki dayanağı tartışmalı hale geldi.
Yeminli Mali Müşavir Abdullah Tolu’nun kamuoyuyla paylaştığı değerlendirmelere göre, kararın ardından mülk sahiplerinin elde ettikleri kira gelirleri üzerinden, koşullarına göre gayrimenkul sermaye iradı hükümleri kapsamında vergilendirilmesi gündeme gelecek.
Ev sahipleri için süreç nasıl işleyecek?
Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı, kısa süreli kiralama yapan mülk sahipleri açısından önemli bir rahatlama sağladı. Ancak her dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirileceği, özellikle düzenli otelcilik hizmeti verilen veya ticari organizasyon niteliği taşıyan faaliyetlerde farklı vergisel sonuçlar doğabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle kısa süreli kiralama yapan mülk sahipleri açısından, faaliyetin yalnızca konut kiralaması mı yoksa hizmet organizasyonu içeren ticari faaliyet mi olduğunun belirlenmesi kritik önem taşıyor.