Diyarbakır kent merkezinden geçen tarihi Dicle Nehri kıyılarında, piknikçilerin bıraktığı cam ve plastik atıklar çevre kirliliğini artırdı. Özellikle Silvan Bulvarı güzergahındaki Sadı Köprüsü çevresinde biriken çöplerin, nehir yatağı ve vadi boyunca ekolojik risk oluşturduğu belirtildi.
Bölgede oluşan kirlilik, hem su ve toprak kalitesi hem de yaban hayatı açısından endişe yaratıyor. Uzmanlara göre doğaya bırakılan plastik ambalajlar uzun yıllar çözünmeden kalabiliyor ve canlı yaşamını doğrudan etkileyebiliyor.
Dicle Nehri kıyısında plastik ve cam atıklar birikti
Diyarbakır’da piknik alanı olarak kullanılan nehir kıyılarında, özellikle hafta sonları ziyaretçi yoğunluğunun ardından çok sayıda ambalaj atığı, plastik şişe, poşet ve cam atık çevrede bırakılıyor. Bu atıkların nehir yatağına ve çevredeki vadilere yayılması, bölgenin doğal görünümünü bozarken ekolojik denge için de tehlike oluşturuyor.
Çevre kirliliğinin yalnızca görüntü kirliliğiyle sınırlı olmadığı, atıkların zamanla toprağa ve suya karışarak canlı sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği ifade ediliyor.
Prof. Dr. Ahmet Kılıç’tan acil müdahale çağrısı
Biyoçeşitlilik ve Çevre Koruma Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, bölgedeki kirlilik seviyesine dikkat çekerek acil önlem alınması gerektiğini söyledi. Piknik sonrasında çevreye bırakılan ambalajların büyük bölümünün plastik kökenli olduğuna işaret eden Kılıç, bu tür maddelerin doğada yok olmasının çok uzun zaman alabildiğini belirtti.
Kılıç, “Piknikçilerin bıraktıkları ambalaj atıkları, maalesef genellikle plastik kökenli oldukları için uzun yıllar tabiatta çözülmeden kalırlar. Bazıları 100 yıl içerisinde ancak çözülebilirler. Su için kirlilik, toprakta kirlilik ve diğer canlılar için de kirlilik oluşturuyor. Bu konuda vatandaşlarımızın desteği lazım” ifadelerini kullandı.
“Çöp konteyneri yok” mazereti kabul edilmiyor
Alanda çöp konteyneri bulunmamasını gerekçe göstererek atıklarını çevrede bırakanlara tepki gösteren Prof. Dr. Kılıç, bunun kabul edilebilir bir mazeret olmadığını vurguladı. Doğayı koruma sorumluluğunun hem vatandaşlara hem de kamu kurumlarına düştüğünü belirtti.
Kılıç’a göre, bu tür bölgelerde planlı mesire alanlarının artırılması, düzenli çöp toplama sistemlerinin kurulması ve çevre denetimlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Aksi halde Dicle Nehri kıyısındaki kirliliğin büyüyerek su kaynakları, toprak yapısı ve bölgedeki canlı yaşamı üzerinde daha ciddi sonuçlara yol açabileceği ifade ediliyor.
Prof. Dr. Kılıç, “Dünya kirletilmeyecek kadar küçük, temizlenemeyecek kadar da büyüktür. Başka gidecek yerimiz yok. Biz daha güzel bir geleceği çocuklarımıza bırakmak istiyorsak bu tür olaylara dikkat göstermemiz lazım. İlgililerden de bu konuda alınacak tedbirleri gerçekleştirmelerini bekliyoruz” sözleriyle yetkililere ve vatandaşlara çağrıda bulundu.