İstanbul’da son yıllarda sayısı artan çiğdeci olarak da bilinen Hint maynası, kentteki yerli kuş türleri için yeni bir tehdit olarak gündeme geldi. Ana vatanı Hindistan ve Pakistan gibi Güney Asya ülkeleri olan türün, özellikle parklar, korular ve yerleşim alanlarında hızla yayıldığı belirtiliyor.
Sığırcıkgiller familyasından olan Hint maynası; kahverengi tüyleri, siyah başı ve göz çevresindeki sarı hatlarıyla tanınıyor. Şehir yaşamına kolay uyum sağlayabilen bu kuşlar, geniş beslenme alışkanlıkları sayesinde insan yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde hızla çoğalabiliyor.
İstanbul’da nerelerde görülüyor?
Kaynak bilgilere göre tür, 2000’li yılların başında İstanbul’da ilk kez Kartal çevresinde küçük gruplar halinde gözlemlendi. Bugün ise Gülhane Parkı, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu ve Maltepe Kampüsü gibi alanlarda koloniler oluşturduğu ifade ediliyor.
Hint maynasının Türkiye’ye ilk olarak kafes kuşu ticareti yoluyla getirildiği, doğaya kaçan veya bırakılan bireylerin zamanla kent ekosistemine yerleştiği aktarılıyor. Taklit yeteneği ve zekâsıyla ilgi çeken tür, doğada kontrolsüz çoğaldığında yerli canlılar üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Neden istilacı tür olarak görülüyor?
Hint maynası, dünya genelinde istilacı türler arasında gösterilen kuşlardan biri olarak biliniyor. Türün hızlı yayılmasının başlıca nedenleri arasında dayanıklılığı, şehir ortamına uyum sağlaması ve çok çeşitli gıdalarla beslenebilmesi yer alıyor.
Meyve ve böceklerin yanı sıra ekmek artıkları, insan kaynaklı gıda atıkları ve kedi mamalarıyla da beslenebilen bu kuşlar, özellikle sokak hayvanları için bırakılan mamaları da tüketebiliyor. Bu durum, türün kent içinde besin bulmasını kolaylaştırıyor.
Yerli kuşların yuvaları tehlikede
Uzmanların dikkat çektiği en önemli risklerden biri, Hint maynasının yuva rekabetinde agresif davranabilmesi. Serçe ve sığırcık gibi yerli türlerin yuvalarını ele geçirebildiği, bazı durumlarda yumurtalarla beslendiği öne sürülüyor.
İstanbul’da değişen yapılaşma nedeniyle serçeler gibi küçük kuşların yuva bulmakta zorlandığı biliniyor. Bu tabloya istilacı türlerin baskısı eklendiğinde, yerli kuş popülasyonlarının daha da kırılgan hale gelebileceği belirtiliyor.
Çözüm için izleme ve koruma çağrısı
İstanbul’un simge kuşları arasında yer alan martı, leylek ve serçe gibi türlerin yaşam alanları; kentleşme, gıda kaynaklarının değişmesi ve egzotik türlerin yayılmasıyla baskı altında kalıyor. Hint maynasının yanı sıra yeşil papağan ve İskender papağanı gibi türlerin de şehir ekosistemindeki etkileri tartışılıyor.
Biyolojik çeşitliliğin korunması için Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının popülasyonu yakından izlemesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca yerli kuşların yuva alanlarını artıracak mimari çözümler ve insani kontrol yöntemleri, İstanbul’un doğal türlerini korumak açısından önemli görülüyor.