Schengen Vizesinde VFS Global Karaborsa İddiaları Meclis’te
Türkiye’de uzun süredir devam eden Schengen vizesi randevu krizi, VFS Global gibi aracı kurumların sistemleri üzerinden gündeme gelen “randevu karaborsası” iddialarıyla yeni bir tartışma başlattı. Kısa Dalga’nın yayımladığı haberlerde, vize randevularının bot yazılımlarla toplandığı, bazı randevuların ise yüksek ücretlerle satıldığı öne sürüldü. İddialar, erişim engeli kararları ve TBMM’ye taşınan soru önergeleriyle daha geniş bir kamuoyu gündemine dönüştü.
Avrupa ülkelerine seyahat etmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bir süredir konsoloslukların yetkilendirdiği aracı kurumlar üzerinden randevu almakta zorlanıyor. Sisteme giren birçok kişi, aylar sonrasına dahi uygun randevu bulamadığını belirtiyor. Bu durum iş, eğitim, sağlık ve aile ziyareti gibi gerekçelerle seyahat etmek isteyen vatandaşların mağduriyetini artırıyor.
Randevu sisteminde karaborsa iddiaları
Kısa Dalga’nın haberlerinde, özellikle VFS Global üzerinden alınan Schengen vizesi randevularında sistemin bazı yazılımlar tarafından manipüle edildiği iddia edildi. Haberlere göre, açılan randevu kontenjanları bot yazılımlar aracılığıyla kısa sürede kapatılıyor ve daha sonra “VIP hizmet” ya da “erken randevu garantisi” gibi ifadelerle yüksek bedeller karşılığında satılıyor.
İddialarda, randevuların bazı turizm acenteleri veya gayriresmi aracılar üzerinden 1000 ila 2000 Euro arasında değişen ücretlerle vatandaşlara sunulduğu öne sürüldü. Sistemin bu şekilde işleyebilmesinin, aracı kurum içinden bilgi sızdırıldığı şüphesini de gündeme getirdiği belirtildi. Ancak bu iddialara ilişkin resmi makamlarca açıklanmış kesinleşmiş bir soruşturma sonucu bulunmuyor.
Erişim engeli tartışması büyüttü
İddiaların kamuoyunda yayılmasının ardından VFS Global ve ilgili şirketlerin başvuruları üzerine bazı haberlere erişim engeli ve içerikten çıkarma kararları verildiği aktarıldı. Kararlarda, şirketlerin ticari itibarının zedelendiği ve kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçelerinin öne çıktığı bildirildi.
Bu kararlar, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından tartışma yarattı. Basın meslek örgütleri ve gazeteciler, vize randevusu krizinin kamu yararı taşıyan bir konu olduğunu belirterek erişim engellerine tepki gösterdi. Tartışma, iddiaların üzerinin örtülmeye çalışıldığı yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.
Konu TBMM gündemine taşındı
Schengen vizesi randevularına ilişkin iddialar, muhalefet milletvekillerinin soru önergeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine de taşındı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanıtlaması istemiyle verilen önergelerde, aracı kurumların randevu sistemlerinin denetlenip denetlenmediği ve karaborsa iddialarına karşı yürütülen bir soruşturma olup olmadığı soruldu.
Önergelerde ayrıca, Türkiye vatandaşlarının seyahat özgürlüğünü fiilen zorlaştıran bu sistemin önlenmesi için Schengen ülkelerinin konsolosluklarıyla resmi temas kurulup kurulmadığı da gündeme getirildi. Erişim engeli kararlarının, vatandaşların yaşadığı mağduriyetin görünürlüğünü azaltıp azaltmadığı da Meclis’e taşınan başlıklar arasında yer aldı.
Çözüm için hangi adımlar tartışılıyor?
Krizin büyümesiyle birlikte aracı kurumların randevu sistemlerinde daha güçlü teknolojik önlemler alması gerektiği belirtiliyor. Bot yazılımların engellenmesi, randevu ve ödeme süreçlerinin daha şeffaf hale getirilmesi, denetim mekanizmalarının artırılması ve konsoloslukların aracı kurumlar üzerindeki kontrolünü sıkılaştırması tartışılan seçenekler arasında yer alıyor.
Hukuki süreç açısından ise yüksek ücret ödeyerek randevu aldığını belirten vatandaşların bireysel başvurular yapabileceği, erişim engeli kararlarına karşı da ifade ve basın özgürlüğü kapsamında üst yargı yollarının gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Meclis’te verilen önergelerin ardından, konuyla ilgili daha kapsamlı bir araştırma komisyonu talebi de gündeme gelebilir.
Schengen vizesi randevu krizinin geldiği nokta, yalnızca bireysel başvuru sorunu olmaktan çıkarak denetim, şeffaflık, seyahat özgürlüğü ve basın özgürlüğü başlıklarını içeren daha geniş bir tartışmaya dönüştü. Bundan sonraki süreçte Dışişleri Bakanlığı’nın, konsoloslukların ve aracı kurumların atacağı adımlar krizin seyrini belirleyecek.