Almanya’da anketlerde yükselişini sürdüren Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) eş lideri Alice Weidel, iktidara gelmeleri halinde ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkilerini kökten etkileyecek adımlar atabileceklerini söyledi. Weidel’in açıklamalarında Almanya’nın ortak para birimi Euro’dan çıkması, Schengen serbest dolaşım sisteminden ayrılması ve göç politikalarının sertleştirilmesi başlıkları öne çıktı.
AfD lideri, partisinin hükümet kurması durumunda para politikası, sınır yönetimi ve sığınmacıların statüsüne ilişkin kapsamlı değişiklikleri gündeme alacağını belirtti. Açıklamalar, Almanya’nın Avrupa Birliği içindeki konumu ve ülkedeki siyasi dengeler açısından dikkat çekici bir çıkış olarak değerlendirildi.
Euro yerine Mark vurgusu
Weidel, ortak para birimi Euro’nun Alman ekonomisine zarar verdiğini savundu. Almanya’nın ulusal para birimi Mark’ı kullandığı dönemlerde daha güçlü bir ekonomik yapıya sahip olduğunu öne süren AfD eş lideri, iktidara gelmeleri halinde para politikasında köklü bir değişikliğe gidebileceklerini ifade etti.
Bu çıkış, Almanya gibi Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomilerinden biri olan bir ülkede ortak para birimine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Weidel’in açıklamalarında, Euro’dan çıkışın nasıl uygulanacağına dair ayrıntılı bir takvim ya da teknik plan paylaşılmadı.
Schengen ve sınır politikası gündemde
Weidel’in en dikkat çeken ifadelerinden biri de Almanya’nın Schengen sisteminden ayrılabileceği yönündeki mesajı oldu. AfD lideri, ulusal sınırların daha sıkı kontrol edilmesini ve sınırların tamamen kapatılmasını hedeflediklerini söyledi.
Schengen sistemi, Avrupa’da birçok ülke arasında pasaportsuz seyahat imkânı sağlıyor. Almanya’nın bu yapıdan ayrılması yönündeki bir siyasi hedef, yalnızca iç politika değil, Avrupa’daki serbest dolaşım düzeni açısından da geniş etkiler doğurabilecek bir başlık olarak öne çıkıyor.
Göçmen politikalarında sertleşme mesajı
AfD eş lideri, sığınmacılar ve göçmenlere ilişkin politikalarda da daha sert bir çizgi izleyeceklerini belirtti. Weidel, koruma statüsü sona eren Suriyelilerin ülkelerine gönderilmesi gerektiğini savundu. Ayrıca Alman vatandaşlığına geçiş şartlarının zorlaştırılması ve sınır dışı süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.
Bu açıklamalar, Almanya’da son yıllarda yoğun şekilde tartışılan göç, entegrasyon ve vatandaşlık politikaları başlıklarına yeni bir siyasi gerilim ekledi. AfD, özellikle göçmen karşıtı söylemleri ve Avrupa Birliği’ne yönelik eleştirileriyle ülkedeki ana akım partilerden ayrışıyor.
CDU ve SPD’ye sert eleştiri
Weidel, açıklamalarında Almanya’daki siyasi rakiplerini de hedef aldı. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) yönetimlerini halka verilen sözleri tutmamakla suçlayan AfD lideri, CDU’nun AfD ile iş birliği yapmayı reddetmesini de eleştirdi.
AfD lideri ayrıca içten yanmalı motorların yasaklanması ve insan kaynaklı iklim değişikliği odaklı çevreci politikalara karşı olduklarını belirtti. Weidel, partisinin önce eyaletlerde, ardından federal düzeyde iktidarı devralarak bu politikaları hayata geçirmeyi hedeflediğini söyledi.